Bu mesele üzerine bir daha bir şey söylememeye söz vermiştim. Fakat aşağıdaki adreste göreceğiniz yazı üzerine yeniden ve son söz alma hakkımı kullanmak istedim.
http://birgun.net/culture_index.php?news_code=1241433446&year=2009&month=05&day=04
Adresindeki yazıyı cevaben.
Kılavuzu Güntan Olanın!
Osman Çakmakçı Birgün’de yazmasaydı, Ahmet Güntan’ın şiirimizde devrim yapan son şiirinin ne denli önemli olduğunu, egemen söyleme nasıl da karşı çıktığını, nasıl da yürürlükteki plastik şiiri yıkmaya çabaladığını kimse fark edemeyecekti. Orhan Veli nasırı şiire sokunca herkes çılgına dönmüştü ya; Güntan da boku sokmuştu şiire. Vay canına! Ne büyük devrim! Kurtardık şiirimizi...
Bir yazı yazdım, Ahmet Hakan da bundan bahsetti ve bir anda şiirimiz gündeme geldi, ne güzel! Düelloya bile davet edildik. Demek şiirimize meşhur köşe yazarı gerekmiş. Fakat bazıları da bundan rahatsız oldu: O adam şiirden ne anlardı! Aman Allah’tı. Şiirimizi kim ağzına alabilirdi? (Ağzına almak! Yeni bir şiir çıkar mı bundan, ne dersiniz Çakmakçı?)
Beğenmediğim bir şiiri, şairin adını anmadan okura ‘işaret edişim’ çok fena oldu. İyi de yahu, bir ‘eser’ en nihayetinde kimin için yayımlanır? Fakat pardon, unutmuşum: Ne de olsa şiir, kendi aramızda ‘takıldığımız’, birilerini beğenip birilerine şair değil bu dediğimiz ya da şairi hakkında durmaksızın orada burada dedikodu yaptığımız, yazmaya çabalayanların ve yazanların içinde bulunduğu dört beş bin kişilik özel bir iktidar alanıydı. Oraya başkaları, hele de bir köşe yazarı asla karışamazdı. İşin içine bir de benim gibi, Çakmakçı’nın deyimiyle ‘mıymıntı’ bir şair girip de beylerimizi eleştirir ha, buna hiç hakkımız yoktu. Yüce şairlerimizin yanında biz de kimdik?
Şimdi bu konuyla ilgili derdimi, halen anlamayanlar için son kez yazacağım. Siz de buyrun Çakmakçı:
a) Söz konusu yazımda, ifraz ettiğiniz ‘mide’ ve ‘bulantı’ kelimelerini kullanmadım. Anlaşılıyor ki okumuyorsunuz.
b) Şiirde boktan bahsedilmesi bana garip gelmiyor. Şiir Hayattan Büyük müdür, diye bir yazım var. Herhalde onu da okumadınız? Bok hayata dahil tabii. Her şey hayata dahil. Hem hayatın yanında sanat ne ki? Fakat neden acaba bu hayat meselesi bunca önemliyken, ‘Şiir mi hayattan hayat mı şiirden uzaklaştı?’ sorusuna, Güntan şöyle cevap veriyor: ‘Bu, bu yılın sorusu galiba. ... Hayat sanki bir cevher kavram gibi kullanılıyor, nedir hayat? Şiir niye hayata kucaklarını açsın?’ Garip!
Şiir yüce duygulardan bahseden asil bir sanattır diye düşünüyormuşum. Ayıptır Çakmakçı, uyduruyorsunuz. Söz konusu parçalı ham’ı sevmeyiş sebebim, en temelde, başlıkla içeriğin ilişkisizliği üzerineydi. Cemal Süreya’nın anal seksi anıştıran Nü şiirini, ödev olarak on kere okuyunuz; sonra da yazınsallığın ne olduğunu konuşalım.
Savunduğunuz şiirle Ortadoğu arasında ilişki kuramadığımı söyledim. Kurabilen varsa da bana yazsın dedim. Bunca abuk e-posta almama rağmen (üstümüze sifonu çekemeyeceksin, diyerek kendini bok yerine koyanlar bile oldu) bir hırçın arkadaş, Büyük Ortadoğu Projesi’nin BOP olduğunu, Güntan’ın da bu yüzden Büyük Ortadoğu Karmaşığı’nı yazdığını söyledi. Onun da baş harfleri bok ya! Ne ironi ama! Hem böylece bağlama çekip, bağlamı da sağladık, dizeden de koptuk, şiiri de yıktık... Şükür!
Şiiri güzel sözlerden ibaret de sanmıyorum Çakmakçı. Öyle, bokunda boncuk aranan bir iyi aile çocuğu falan değilim. Fakat ‘Mevlam ne eyler, ne eylerse güzel eyler’ denen mevla varsa eğer, hırsızı da, fahişeyi de, piçi de, pezevengi de (oh ne güzel, bak, şiir konuları size!) ‘güzel’ yaratmıştır. Çirkinler bile kendi içinde doğanın kusursuzluğunu barındırır. Ben de bu şiirin yaratıcısının, onu güzel yaratmadığını, bulunduğu mevkiyi şımarıkça kullandığını söyledim.
Bir de şiiri politik bulmuşsunuz ya, çok şakacısınız. Politikanın hali şiirden belli zaten! Bu politikse, Tuğrul Tanyol’un Cem Gibi’si nedir? Pir Sultan nedir, Dadaloğlu nedir?
80 şiirinden bahsetmiyorum, o en azından İnsan’dı; bu toprakların 2000 yıllık sözlü, sazlı, yazılı, kazılı geleneği hakkında ne düşünürsünüz Çakmakçı? Mesela İlyada, savunduğunuz şiirden daha mı az politik? Hani Güntan, ham’ında, kendisi çok yerelmiş gibi, Orhan Pamuk’u da yabancı olmakla suçluyor ya; biliyordur o vakit: Bu toprakların sözü, sazı, şiiri neyden bahsederse bahsetsin, ‘ayıpsız fakat ellerini kirletmeden’ bahseder. Gerisi osuruktur desem; yeni bir şiir ha, nasıl?
Bir de şu: Güntan'ın yakınında duran, onun ‘iş’lerini koklayarak kendine şiir dünyası kuran arkadaşlar, ‘Biz plastik şiiri yıkacağız, bu da enstelasyon, Obama’ya karşıyız,’ diyerek sıçar halde çıkmasın karşımıza.
Yine de bütün bunlara rağmen ‘kılavuzu Güntan olanın...’ diye başlayan bir cümle kurmak için erken. Değilse okur denen zavallı ne yapar sizlerle! Son olarak Neyzen’den güzel bir dörtlük geçip kaçayım; ham’larınızı, politik şiirlerinizi yazarken yardımcı olur belki. Kolay gele:
şahid-i şevk u safa etmez teveccüh bizlere,
yaver-i bahtı ezelde gırtlağından boğmuşuz.
safha-i mazi mülevves, hal bok, ati kenef
mader-i hürriyetin güya götünden doğmuşuz.
Nazlı Çelebi
2 weeks ago

5 yorum:
Çok acıklı ifadeler. Kendinizi savunmayı fazla abartmışsınız.
Fakat zaman en güzel ilaçtır.
50'li yılların edebiyat sanat dergilerine bakmıştım bir ara, farkettim ki, o vakit ortalığı yıkan inleten, onu bunu beğenmeyip kerameti kendinden menkul değerlendirmelerle saldırgan tutum izleyenlerden bugüne kimse kalmamış. Adlarını dahi hatırlayan yok şimdi. Bakalım ne olacak, ömrüm yeterse göreceğim.
1) Bu kötü bir şiir, altındaki imza o şiire bir kalite vermez!
2) Şiir eleştirilir. Doğaldır bu. Paniklemeyin. İyi şiir de eleştirilir, kötü şiir de. Hele böyle boktan şiirler daha çok eleştirilir. Kızamayın. İnsanlar en doğal haklarıyla eleştirir. Bunu garipsemeyin.
3) Bu şiirle hiçbir şeyin yıkıldığı yok. Şiirin hiçbir eleştirisi yok. Basit, aciz bir akrostiş (BOK/Büyük Ortadoğu Karmaşığı)o şiiri politik filan yapmaz.
4) Nereden bakarsanız bakın olmamış bir şiir bu. Hiçbir kuram vs bu şiiri aklayamaz.
5) Üzülerek söylüyorum ki, Ahmet Güntan artık ciddiye alınacak bir şair değildir. Ondan politik bir duruş veya şiirde devrim filan beklemeyin.
6) Bu işi hakkıyla yapmış olan ve yapan onca şaire de haksızlık etmeyin bu şiirin ve şairinin arkasında bu kadar durarak...
7) Bu şiiri daha fazla konuşmanın da bir manası yok.
politik şiir yazazılacaksa imgelerin arkasına bu kadar saklanmamalı bence. Biraz daha net olmak gerekir. Ha, sonra kıvıracaksa şair o zaman bu yönteme başvurabilir.
Bakın o tarzdaki şiirlere hepsi cesurdur ve bir şiirin olanakları dahilinde de açıktır. putlar böyle devrilmez...
şair "gelen"i söyler ise...
e, o halde onur efendi, sebep ne?
(hamiş: malum, çok laf az şey söyler!)
"başlıkla içeriğin ilişkisizliği üzerineydi"
Büyük Ortadoğu Karmaşığı
başharflari topla BOP'la çarp ilgi kuararsın belki..
Post a Comment