Kalbin ve Tenin Bütün İstekleri - Mart başında...

"Ama o muhallebici. Bütün bir hayatın özetiydi sanki. Arkadaki masalar –aralarında kıtalar vardı sanki; o denli uzak-. Derinlere doğru gittikçe soğuyacaktı sanki her şey. Talaşın nemli sarı kokusu. Her şeyi duyuyordu içinde. Her şey ruhunu uyuşturacak kadar canlıydı.
Sesinden utanmak. “Bir tane tavukgöğsü verir misiniz” diye rica eden çocuk sesi. İçine dokunuyordu. Garsonun iyi taranmamış saçları. Koltukaltlarında birikmiş ter kokusu. Dışardan içeriye süzülen ışık –hep ışıklar-.
Bütün bu duyuş, acımayı getiriyordu sonra. Canı yanıyordu. Neden olduğunu bilmiyordu. Öteki masalarda çoğunlukla kimse olmazdı. Bazen bir iki yaşlı, nişanlı bir çift –kızın kollarında hep müstakbel kayınvalidenin aldığı bilezikler dururdu-, esnaftan birileri –tavuklu pilav yedikten sonra dişlerini kürdanla karıştırmayı bir türlü beceremeyen manav-. Orada kendi başına bir şeyler yiyen insanlara acıyordu. Kendine acıyordu. Huzur yoktu. Şortunun bacağına dokunuşu bile rahatsızlık verirdi. Herkesin, garsondan bir şey isteyen o kırık sesi yüzünden kendisine baktığını düşünüyordu. İçine bir taş gibi oturuyordu tüm ayrıntılar. Yarım bırakıp kalkardı tatlısını.
Bir tavuk göğsü bile yiyemeyecekse insan bu hayatta… Rahat rahat bir tavukgöğsü bile…"
Arka kapaktan:
" “Kalbin ve Tenin Bütün İstekleri” Selim İleri’nin saklı şiir heybesinden çıkıp, konuvermiş Onur Caymaz’ın gömlek cebine, tam da yüreğinin üstüne... Onun iç-gözlerinin önüne.
Sonra, Turgut Uyar’ın aşikâr öykü heybesinden “açıp sonsuz bir camı, bir uzak bir iskeleye…” dizesini çıkarıp oradan bakmış hayata bütün gözleriyle. Ve okurlarının zekâsına duyduğu saygı yüzünden yazamadığı şu Turgut’ça fısıltıyla tamamlamış kitabını: “Zamansız gelme elim kolum dağınıksa sarılamam”.
Öyküyü kuramlardan sağan biri olmadı hiç Onur Caymaz, onu hep hayattan devşirdi. Biliyordu çünkü hayatın ağlamaya duran solgun dudaklar kadar yalın ve yalın olanın gökten yere ağan şimşekler kadar tutulamaz, kuşatılamaz oluşunu.
“Kalbin ve Tenin Bütün İstekleri”ndeki öykülerini de böylesine bir yalınlık üstüne kurmuş, ikiz isteklerin yakınlık ve uzaklığından kendi hayat türkümüze yepyeni bir ses katalım diye...
Ömer Lekesiz
"


1 Comments:
At 2:14 PM,
nilüfer said…
vee sonunda çok merak ettiğim kitabının kapağı... okuyunca görüşeceğiz umarım.... sevgilerimle..
Post a Comment
<< Home